Efes Müzesi’ne girenleri karşılayan ilk görüntü, kentin en çok tanınan imgesidir: uzun tacı ve yumurta biçimli süs sıralarıyla Artemis heykeli1. Tapınak kazılarından çıkan buluntular ve sonraki Roma dönemine ait Artemis heykelleri müzenin kendi salonlarında duruyor2. Ama Efes’te bulunan her şey Selçuk’ta kalmadı: 19. yüzyıl ve 20. yüzyıl başındaki kazılardan çıkanların önemli bir bölümü, Türkiye ihraç edilen buluntuların ülkede kalmasını zorunlu kılmadan önceki dönemde British Museum’a, İstanbul Arkeoloji Müzeleri’ne ve Viyana’daki Ephesos Museum’a gitti2. Artemis Tapınağı’ndan çıkan, Hermes’in bir kadını yeraltına götürüşünü gösteren bir sütun parçası bile Selçuk’ta değil, Londra’da duruyor3. Bu sayfa önce Selçuk’ta gerçekten neyin bulunduğunu anlatıyor, sonra geri kalanının nereye gittiğini.

Selçuk’ta neler var?

Müzenin kendi salonlarında, mimariden çok daha küçük ölçekli ama fikir verici parçalar da sergileniyor. Denklem çizgileri ve yaz-kış gündönümü işaretleriyle bir Efes güneş saati Selçuk’ta görülebilir4. Yamaç Evler’in ikinci bloğundan çıkan fildişi bir kabartma frizi ve Tiberius ile Marcus Aurelius’un mermer büst portreleri de yerinde bırakılmayıp müzeye taşındı5. Devlet Agorası’ndaki Basilike Stoa’nın döşeme taşlarının altından çıkan Livia ve Augustus heykelleri, adakçılarının kaide yazıtlarıyla birlikte, bugün yine burada6. Beautiful Artemis olarak anılan heykelin boyu Rogers’a göre 5,71 fit7.

Bir avuç küçük eser, büyük mimarinin göstermediği kült pratiklerine temkinli biçimde işaret ediyor. Parmağını dudağına götüren, MÖ 5. yüzyıla tarihlenen kırmızı kilden bir Harpokrates-Horus figürini, Efes’teki gizem kültü etkinliğinin en eski ama kesin olmaktan uzak izlerinden biri; Rogers da bunu tam olarak öyle tanımlıyor, merak uyandırıcı ama kanıt değil8. Yamaç Evler’de bulunan bronz bir Serapis-Kerberos heykelciği ve MS 2. yüzyılın sonuna tarihlenen bir Isis Panthea figürini, muhtemelen MÖ 3. yüzyılda başlayan bir ilginin MS 2. yüzyıldan itibaren Efes’te belirgin bir kült hâline geldiğini gösteriyor9. Bir adak kâbından çıkan ve tartışmalı biçimde MÖ 650-600’e tarihlenen bir figür, muhtemelen Artemision’un hadım baş rahibi Megabuzos’u betimliyor olabilir; Rogers bu tarihi ihtiyatla veriyor, hiçbir antik kaynak hadım rahiplerin gizemlere gerçekten başkanlık ettiğini doğrulamasa da, Plinius ressam Apelles’in bir Megabuzos’u Artemis alayının önünde betimlediğini yazıyor10.

Vedius Gymnasionu’ndan, bereket boynuzu taşıyan uzanmış nehir tanrısı Kaystros’un mermer heykeli
Şekil 1 Vedius Gymnasionu’ndan nehir tanrısı Kaystros heykeli.

Adı bilinen zanaatkârlar

Müzedekilerin çoğu, hiçbir antik metnin kim yaptığını söylemediği anlamında imzasız. Tek bir kuyudan çıkan iki buluntu bu kuralı bozuyor. Kuyunun en eski, Helenistik dolgusundan çıkan, horoz tutan bir Eros figürininin sırtında, pişirme deliğinin yanında NİKO okunan kazınmış bir imza var — Efes’te çalışmış adı bilinen bir kilden figür ustasının doğrudan kanıtı. Aynı kuyudan çıkan ikinci bir kaide parçası ise ayrıca LOYKİOY, “Loukios’un [eseri]”, imzasını taşıyor11. Yine aynı kuyudan, biri iki boksörü, öbürü thyrsos ve bitki motifleriyle bir panteri gösteren iki ithal İtalyan yağ kandili ile mitra başlıklı bir Dionysos’u betimleyen pişmiş toprak bir baş-kap çıktı12.

Bir etiket nasıl düzeltilir: Dev’den Triton’a

Müze etiketleri her zaman son söz değil. Tiyatronun revağı yakınında 1972’de bulunan küçük, koyu gri mermer bir gövde, önce bir “Dev” olarak envantere geçmişti. 2004’te bu tanım değişti: aynı boyutta ve aynı malzemeden eşleşen bir çift gövde daha bulundu; bu parça, Dev’e değil bir Triton’a özgü tırtıklı sırt-uyluk detayını taşıyordu, ve çift buna göre yeniden yorumlandı13. Yeni bir kanıt — burada, çiftin öbür yarısı — ortaya çıktığında eski etiketin tekrar edilmek yerine gerçekten düzeltildiği, küçük ama temiz bir örnek.

Büyük Artemis gerçekten devrildi mi?

Müzenin 6. salonunda Beautiful, Great ve Small Artemis heykelleri birlikte sergileniyor; bunlardan Great Artemis, yerleşik bir tarihten çok belirli bir varsayımı taşıyor. Rogers, heykelin sadece düşmüş ya da taşınmış olmadığını, Hristiyanlar tarafından bilerek devrilmiş olabileceğine dair bir görüşün ileri sürüldüğünü aktarıyor14. Kaynağın kendisi bunu kesinleşmiş bir olgu değil, bir varsayım olarak sunuyor; burada da aynı çekince korunuyor.

Herma biçiminde oyulmuş, kanatlı bir Eros’u taşıyan devasa bir mermer sütun, kendi başına gerçekten nadir bir eser: dünyada bunun gibi yalnızca üç bağımsız duran örnek ve bir de mezar kabartması versiyonu biliniyor, biri Hadrian Villası’nda (bugün İngiltere’deki Newby Hall’da), biri de Kopenhag’da15. 1926’da bir cadde çeşmesinde yapı malzemesi olarak yeniden kullanılmış hâlde bulunan bu sütun, geç Hadrianus-Antoninus dönemine tarihleniyor. Odeionhanghaus adlı özel bir konut bölgesinden çıkan bir satir-herma ve aynı odadan gelen, bağlı bir Attis figürüyle oyulmuş bir masa ayağı ise, aynı türden heykelciliğin bir tapınakta ya da kamu binasında değil, sıradan bir evde de sıradan bir süsleme işi gördüğünü gösteriyor16.

Efes Müzesi’nde sergilenen, imparator kültü heykeline ait dev mermer baş ve kalkık ön kol
Şekil 2 Bu dev parçalar geleneksel olarak Domitianus’a atfedilir, ama bugün birçok araştırmacı Titus olduğunu düşünür.

Her şey Selçuk’ta değil

En açık örnek, Efes’in en beğenilen bronzu. 1896’da Liman Gimnazyumu ve Hamamları’nda 234 ayrı parça hâlinde bulunan, kendini bir strigille kazıyan bir atlet heykeli, Türkiye’de değil Viyana’daki Kunsthistorisches Museum’da birleştirildi; öylesine iyi durumda ki, aynı tipteki birkaç kopyanın asıl örneği olabileceği bile öne sürüldü17. Aynı buluntu yerinden çıkan, bir sfenks ile genç bir figürü bir araya getiren iki heykel grubu, Elliger’in temkinli bir önerisine göre, Olympia’daki Zeus’un kayıp altın-fildişi heykelinin sfenks biçimli kolçaklarını yansılıyor olabilir — doğruysa, antik dünyanın büyük kayıp eserlerinden biri hakkında önemli bir kanıt18. Aynı kentten çıkan, küçük Dionysos’la birlikte bir Pan heykel grubu da Viyana’da; Pan’ın, Roma döneminde Efes’te kutlanan Dionysos gizemlerindeki yerine işaret ediyor19. Kazıcı Otto Benndorf’un 1895’te bugünkü Kuşadası yakınındaki Marathesion’da satın aldığı bir Hermes herması, ertesi yıl hediye olarak Viyana’ya gitti ve o zamandan beri orada20.

Bir lahit, beş adres

Efes’in buluntularının nasıl dağıldığının en açık tek örneği ünlü bir bronz değil, bir Roma mezarı. Kintrup’a göre vali Aemilius Aristides’in savaş sahneli lahdi, Attika lahitleri araştırması açısından ayrıca önemli: nadiren rastlanan biçimde, ölünün adı ve rütbesi lahdin üzerindeki bir yazıtla doğrudan kayda geçmiş21. Bu ad ve rütbe iki dilli bir yazıtla işlenmiş: üst kenardaki, meander bordürlü Latince yazı 4,7 cm’ye varan harflerle, taban kuşağındaki Yunanca yazı ise 3-3,5 cm’lik daha küçük harflerle, birlikte Aemilius Aristides’i Augustus’ların valisi olarak adlandırıyor22. Portre başı, klineye benzer kapağın üzerinde duruyor; ama kapağın kendisi 1911 gibi erken bir tarihte bulunmuş, o zaman kaldırılamamış ve unutulmuş — ancak 1928’de yeniden bulundu23.

Kintrup’un aktardığına göre lahit bugün tek bir eser olarak hiçbir yerde yok: parçalar Efes Müzesi’nin depolarında ve müzenin kendisinde, bir yazıt parçası ayrı bir yazıt deposunda, portreli kapak İzmir Arkeoloji Müzesi’nde, aynı anıttan üç savaşçı başı ise İzmir Tarih ve Sanat Müzesi’nde duruyor24. Babanın adı olan Quintus, oğul için lahitte hiç geçmiyor; oğulun adı, bilim insanlarının aynı aileyle ilişkilendirdiği, bugünkü Libya’daki Sabratha’dan ayrı bir yazıtta bulunuyor25. Yerel üretim, Attika işi olmayan başka bir lahit parçası ise ilginç bir yerden geliyor: Selçuk’ta 16. yüzyılda yapılmış Saadet Hatun Hamamı’nın çevresinden, ve bugün yine Efes Müzesi’nde26.

Efes’in kazılardan çıkan heykel mirası, kısacası, tek bir binada toplanmış tek bir koleksiyon değil. En güçlü parçalardan bir kısmı — strigilli atlet, sfenksler, Pan grubu, Hermes herması — Viyana’da; Salutaris alayının yazıtı Londra’da; Aristides’in lahdi tek başına beş ayrı yerde. Selçuk’taki müzenin elinde tuttuğu pay yine de en büyüğü, ve burada toplanan eserler, tek bir salon gezisinde kendiliğinden karşınıza çıkacağını varsaymak yerine, adlarıyla aranmaya değer.

Belevi Mozolesi’nden kabartmalı mermer lahit üzerinde uzanan figür
Şekil 3 Efes Müzesi’ndeki Belevi lahdi. 1991 tarihli fotoğraf.
Kaynaklar (30)

Her kaynak bir kez listelenir. Numaralar, kaynağın kullanıldığı bilgilere döner; tarihler kaynağın ne zaman kontrol edildiğini gösterir.