Artemis Tapınağı ya da Grekçe adıyla Artemision, Efes’in tanrıçası Artemis için aynı noktada defalarca yeniden inşa edilmiş büyük tapınaktır1. UNESCO kayıtlarında Ayasuluk Tepesi ve Orta Çağ yerleşimiyle birlikte Efes miras alanının dört bileşeninden birini oluşturur2. Antik çağda Dünyanın Yedi Harikası arasında sayılmıştı3; bugün alanı, parçalardan yeniden dikilmiş tek bir sütun işaret ediyor4.

Artemis Tapınağı nerede?

Tapınağın kalıntıları Selçuk’ta, Ayasuluk Tepesi ile Orta Çağ yerleşimini de kapsayan UNESCO bileşeninin içindedir2. Bugün gezilen antik kentin içinde değil, dışında kalır; çünkü Efes birkaç kez yer değiştirmiş bir kenttir. Strabon, Efeslilerin Kroisos’un zamanında dağ yamacından inip Artemision’un çevresine yerleştiğini ve İskender’in dönemine kadar orada yaşadığını yazar10. Kenti Panayırdağ ile Bülbüldağ arasındaki bugünkü yerine taşıyan Lysimakhos’tur11; tapınak ise yerinde kaldı.

Herodotos, Kroisos Efes’i kuşattığında Efeslilerin tapınaktan kent surlarına kadar bir halat gerip kenti tanrıçaya adadığını anlatır; aradaki mesafe yedi stadion, yani yaklaşık 1,2 kilometreydi12. Bugünkü yol ve mesafeler Efes’e ulaşım rehberinde toplanmıştır.

Artemis Tapınağı alanındaki tek sütun; arkada İsa Bey Camii ve Ayasuluk Kalesi
Şekil 1 Artemision; arkada Ayasuluk ve İsa Bey Camii.

Yedi Harika arasındaki yeri

Sidonlu Antipatros’un harikalar üzerine yazdığı ünlü şiir, Babil surlarını, Olympia’daki Zeus heykelini, asma bahçeleri, Rodos Heykeli’ni, piramitleri ve Mausolos’un mezarını sayar; bulutlara uzanan Artemis’in evini görünce ötekilerin sönük kaldığını söyleyerek doruğa ulaşır3. Şiir, Anthologia Palatina’da 9.58 numarayla korunmuştur3.

Pausanias ise tanrıçanın her yerde tanınmasını beş nedene bağlar: heykelini adadığı söylenen Amazonlar, tapınağın çok eski oluşu, bütün yapıları aşan büyüklüğü, kentin önemi ve tanrıçanın kendi şöhreti13. Tapınak çoğu zaman mermerden yapılmış ilk anıtsal Grek tapınağı diye anılır; Vitruvius da mermerle süslenmiş dört tapınak sayarken bunu ilk sıraya koyar14.

Şöhretin bir kısmı taştan değil paradan geliyordu: tapınak, sonraki bölümlerde anlatıldığı gibi hem sığınak hem de kralların ve kentlerin para emanet ettiği bir hazine işlevi görüyordu15.

Alınlığının altında kült heykeli bulunan sütunlu bir tapınağın betimlendiği sikke
Şekil 2 Efes Müzesindeki bir antik Efes sikkesinde Artemis Tapınağı tasviri.

Tapınaktan önceki kutsal alan

Alan, üzerindeki bütün tapınaklardan eskidir16. Tapınağın sonradan yükseleceği alçak tepede Tunç Çağı’na tarihlenen Miken çanak çömleği ve onun üzerinde protogeometrik dönem seramiği bulunmuştur16. Burasının Tunç Çağı’nda da bir kült yeri olup olmadığı kanıtlanamıyor, çünkü en derin katmanlar yeraltı suyunun altında kalıyor16.

Bulunan en eski taş yapı “Naos 1” adı verilen küçük bir tapınaktır5. Çevresini yeşil şist kaideler üzerinde 4 × 8 ahşap sütun sarıyordu ve bugün yaklaşık MÖ 660–640’a tarihleniyor5. Kazıcı Anton Bammer’in bu yapıyı MÖ 8. yüzyıla koyan tarihlemesi ve onu İyonya’nın ilk peripteros tapınağı sayan görüşü artık terk edilmiştir5.

Bammer, MÖ 7. yüzyıldan kalma yarım metreyi aşkın bir kum tabakasını erken tapınağı gömen bir sele bağlamış, enkazdaki delikli kehribar damlaların bir zamanlar ahşap kült heykelinde asılı olduğunu düşünmüştü; başka araştırmacılar aynı tabakayı yapı sırasında bilinçli olarak serilmiş bir dolgu olarak okuyor17. Kesin olan şu: su baskınlarına rağmen kutsal alan her yeniden yapımda aynı noktada kaldı1. Bammer bunu yerin kendisinin kutsal sayıldığının kanıtı olarak görmüştü1.

Amazonlar, Koressos ve Smyrna

Antik yazarlar kültün kuruluşunu Amazonlara bağlar18. Kallimakhos’un Artemis’e Övgüsünde anlatılan söylenceye göre Amazonlar deniz kıyısındaki bir meşenin altına bir tasvir diker ve Hippo’nun önderliğinde çevresinde savaş dansı yapar19.

Pausanias bu konuda Pindaros’la aynı fikirde değildi: ona göre kutsal alan Amazonlardan da eskiydi, yerli Koressos ile Kaystros ırmağının oğlu Ephesos tarafından kurulmuştu; Amazonlar buraya yalnızca sığınmak için gelmişti20. Strabon da Efeslilerin bir zamanlar, kenti ele geçiren Smyrna adlı bir Amazondan ötürü “Smyrnalılar” diye anıldığını ve şair Kallinos’un bu adı kullandığını aktarır21.

Artemision’un ayaktaki sütunu, dağınık sütun kaideleri arasındaki suya yansıyor
Şekil 3 Artemis Tapınağı alanı; yeniden dikilmiş sütunun suyla dolu temellerdeki yansıması.

Kroisos tapınağı: mermerden bir dev

MÖ 6. yüzyılın büyük Arkaik tapınağı, masraflarına katılan Lydia kralının adıyla anılır6. Kroisos Efes’i yaklaşık MÖ 560’ta ele geçirmişti22 ve sütunların bir kısmının parasını ödedi; üzerinde adak yazısı bulunan sütun tamburları günümüze ulaşmıştır6. Kroisos’un yenilgisinden sonra Pers komutanı Harpagos Efes’i Pers egemenliğine kattı23. Strabon, Kserkses’in İyon tapınaklarını yakarken Efes’tekini esirgediğini yazar24.

Vitruvius’a göre İyon düzenindeki tapınağa Khersiphron ile oğlu Metagenes başlamıştı; ancak yazar farklı evreleri birbirine karıştırır25. Strabon da mimar olarak Khersiphron’u anar22.

Bataklığa kurulmuş temel

Plinius, tapınağın depremlerden korunsun diye bilerek bataklık bir zemine yapıldığını ve temelin sıkıştırılmış kömür ile üzerine serilmiş yapağılardan oluştuğunu anlatır26. Avusturyalı ekibin derin sondajlarında bu anlatımla uyumlu toprak renklenmeleri görülmüştür26. Plinius yapımın 120 yıl sürdüğünü ve bütün Asia’nın katkıda bulunduğunu da yazar27.

Mermerin bulunuşuna dair öykü tek bir antik yazardan, Vitruvius’tan gelir28. Onun aktardığı söylenceye göre Pixodaros adlı bir çoban iki koçun dövüştüğünü görmüş; biri kayaya çarpınca bembeyaz bir taş parçası kopmuş. Efesliler çobanın adını “müjdeci” anlamında Euangelos’a çevirmiş ve baş yöneticileri her ay ona kurban kesmeye başlamış28.

Ölçüler ve süslemeler

Ohnesorg’un 2007’de Avusturya Arkeoloji Enstitüsü (ÖAI) adına yayımladığı yeniden kuruluma göre Kroisos tapınağı çift sıra sütunlu (dipteros) bir yapıydı29. İçinde üstü açık bir avlu (sekos) bulunuyordu; yaklaşık 19 metre yüksekliğinde 106 kadar İyon sütunu vardı ve yalnızca iki basamaklı bir platform üzerinde duruyordu29. Sütunların oturduğu basamağın (stylobat) boyutları yaklaşık 111,7 × 57,3 metreydi29. Eski kitaplarda bunlardan oldukça farklı ölçüler geçer29.

Giriş cephesindeki sütunların kaidelerinde figürlü kabartmalar vardı (columnae caelatae)30. Ön cephedeki orta arşitrav bloğunun yaklaşık 24 ton geldiği ve 20 metreye yakın sütunların üzerine oturduğu hesaplanıyor30.

Efesli filozof Herakleitos’un tek kitabını bu Arkaik tapınağa bıraktığı anlatılır31. Diogenes Laertios, filozofun siyasete karışmak yerine tapınakta çocuklarla aşık kemiği oynamayı yeğlediğini yazar; bu tür anekdotların tarihsel değeri şüphelidir32.

En eski sikkeler ve temel definesi

Tapınağın temelleri, bilinen en eski sikkelerin bir kısmını verdi33. David George Hogarth yönetimindeki British Museum ekibi 1904–05 kazılarında 95 elektron sikke buldu; Anton Bammer yönetimindeki Avusturya ekibi 1980–94 arasında 13 tane daha çıkardı. Toplam 108 sikke eder34. Bunlardan 17’si bir çömlek içindeki define olarak ele geçti34. Bazı yayınlarda 19 diye geçen bu küçük testi, en eski sikke definesi olarak tanıtılır33. Tarihi MÖ 7. yüzyılın sonu ile 6. yüzyılın başı arasında tartışılıyor33.

Hogarth’ın bulduğu özgün sikkeler İstanbul’a gitti; British Museum’da sergilenenler testiyle birlikte elektrotip kopyalardır35. Üzerinde bir kişi adı taşıyan en erken sikkelerden biri, kim olduğu bilinmeyen Phanes adına basılmıştır ve genellikle, kanıtlanmış olmasa da Efes’e atfedilir36.

Arı, yüzyıllar boyunca Efes sikkelerinin simgesi oldu37. Arka yüzde çoğu zaman bir geyik ve palmiye yer alır, erken arılı sikkeler MÖ 6.–5. yüzyıla kadar iner37.

Artemis Tapınağı’nın su dolu temelleri çevresine dağılmış mermer bloklar
Şekil 4 Artemision’daki su dolu temeller ve dağınık taş bloklar.

MÖ 356 yangını ve Herostratos

Arkaik tapınak MÖ 356’da yandı. Yangın, adını ölümsüzleştirmek isteyen Herostratos’a atfedilir7. Efesliler adının anılmasını yasaklamıştı, ama çağdaşı Sakızlı tarihçi Theopompos yasağa rağmen adı kaydetti; adı bu yüzden bugüne ulaştı38.

Olayın bu hâli modern araştırmacıları tatmin etmiyor39. Herostratos’un tapınağı tek başına ateşe verip veremeyeceği, bekçilere görünmeden bunu nasıl başardığı soruluyor; bazı Efes uzmanları böyle bir kişinin gerçekten var olup olmadığından bile kuşku duyuyor39.

Antik gelenek yangını Büyük İskender’in doğumuyla aynı zamana yerleştirir: Plutarkhos’a göre aynı gün, Timaios’u izleyen Cicero’ya göre aynı gece40. Artemis’in tapınağını kurtaramadığı, çünkü İskender’in doğumunda bulunmak için uzakta olduğu esprisini Plutarkhos Magnesialı Hegesias’a yazar ve yangını söndürecek kadar soğuk bulur; Cicero ise aynı sözü Timaios’a mal eder41.

Akşam güneşinde Artemision alanı, sütun parçaları ve ayaktaki sütun
Şekil 5 Artemis Tapınağı alanında akşam ışığı.

İskender’in teklifi ve yeniden yapım

Efesliler tapınağı yeniden kurdu42. Strabon, Efesli coğrafyacı Artemidoros’a dayanarak, yapımın Perslerin emanet bıraktığı paralarla karşılandığı iddiasını reddeder: para kadınların mücevherlerinden, kişisel bağışlardan ve eski tapınağın sütunlarının satışından toplanmıştı42.

İskender MÖ 334’te Granikos zaferinden sonra Efes’i Perslerden aldı43. Adının tapınağa adayıcı olarak yazılması karşılığında geçmiş ve gelecek bütün masrafları üstlenmeyi önerdi44. Efesliler reddetti; içlerinden birinin cevabı, bir tanrının tanrılara adak sunmasının yakışık almayacağı oldu44.

Strabon yeni tapınağın mimarı olarak Kheirokrates’i anar45. İskenderiye’yi planlayan ve Athos Dağı’nı İskender’in suretine oymayı öneren bu mimar, genellikle Deinokrates ile özdeşleştirilir45. Yeniden yapım MÖ 4. yüzyılın ortasında başladı ve muhtemelen onlarca yıl sürdü; kesin bitiş tarihini veren güvenilir bir kaynak yok46.

Sikkeler, yeni tapınağın alınlığında kültte kullanılan üç açıklık bulunduğunu gösteriyor47. Strabon, sunağın Praksiteles’in eserleriyle dolu olduğunu da yazar48.

British Museum’daki Artemis Tapınağı sütun tamburunda, genellikle Thanatos olarak tanımlanan kanatlı genç figürü
Şekil 6 British Museum’daki Artemision sütun tamburunda kanatlı figür.

Tapınağın kaç sütunu vardı?

Plinius tapınağa 127 sütun verir, ama modern yeniden kurulumlar bu sayıyı plana sığdıramıyor8. Plinius’un aktardığı ölçüler açıktır: 425 ayak uzunluk, 225 ayak genişlik, her biri bir kralın armağanı olan 60 ayak yüksekliğinde 127 sütun ve bunların 36’sı kabartmalı49.

John Turtle Wood 100 sütun çizdi, Dinsmoor bir kopya hatası varsayıp 117’ye ulaştı, Bammer de geç tapınak için 117 önerdi; Ohnesorg ise 2007’de olası en yüksek sayının 109 olduğunu savundu8. Kroisos tapınağı için Ohnesorg’un hesabı 106 civarındadır29.

British Museum’daki kabartmalı sütun tamburu

Geç tapınağın en iyi korunmuş kabartmalı sütun tamburu British Museum’dadır50. Wood’un kazdığı bu parça yaklaşık 1,82 metre yüksekliğindedir ve MÖ 340–320’ye tarihlenir50. Aynı eser müze envanterinde 1872,0803.9 numarasıyla kayıtlıdır51.

Kabartmadaki sahnenin ne olduğu tartışmalı52. Ruhları öbür dünyaya götüren Hermes bir kadını yönlendirir; kadın Alkestis, Eurydike ya da İphigeneia olarak yorumlanmıştır52. Kılıçlı kanatlı genç Thanatos (Ölüm) olabilir; bazıları sahneyi Persephone mitiyle ilişkilendirir52.

Su basmış tapınak alanında tek sütun ve üst üste duran sütun kaidesi parçaları
Şekil 7 Su basmış Artemision’da sütun ve kaide parçaları.

Sığınak, banka ve toprak sahibi bir tanrıça

Artemision bir sığınaktı (asylia): buraya sığınana dokunulamazdı53. Strabon, sığınak sınırlarının defalarca değiştiğini anlatır53. İskender sınırı bir stadiona çıkardı. Mithridates çatının köşesinden bir ok atıp biraz daha genişletti53. Antonius bu alanı iki katına çıkararak kentin bir bölümünü içine aldı53. Augustus ise kenti suçluların eline bıraktığı gerekçesiyle genişlemeyi iptal etti53.

MS 22’de İmparator Tiberius, bütün Grek kentlerinin sığınak hakkı iddialarını Senatoya yeniden inceletti54. Efesliler ilk dinlenenlerdi. Apollon ile Artemis’in Delos’ta değil, kendi Kenkhrios ırmağı kıyısındaki Ortygia korularında doğduğunu savundular54. Savunmalarında başka mitlere de dayandılar: Apollon Kyklopları öldürdükten sonra Zeus’un öfkesinden burada saklanmış, Dionysos sunağa sığınan Amazonları affetmiş, Herakles kutsal alanı genişletmişti; Persler, Makedonlar ve Romalılar da bu hakka saygı göstermişti55.

Emanet para ve tapınağın gelirleri

MS 100 dolaylarında yazan Dio Chrysostomos, sıradan yurttaşların, yabancıların, kentlerin ve kralların buraya para emanet ettiğini söyler: kimse bu yere el uzatmaya cesaret edememişti. Efesliler emanetleri resmî defterlere kaydediyor, sıkıştıklarında bile bu paraya dokunmuyordu15. Tapınağı “ilk banka” diye anmak modern bir abartıdır; yaptığı iş daha çok bir emanet kasasınınkine benzer56.

Atinalı Ksenophon, MÖ 394 seferinden önce savaş ganimetinden Artemis’e düşen payı tapınağın bekçisi Megabyzos’a emanet etmişti57. Megabyzos parayı sonra Olympia’da ona geri verdi ve Ksenophon bununla Skillus’ta arazi alıp Efes tapınağının küçük bir kopyasını yaptırdı57.

Tanrıçanın Kaystros ağzında gelir getiren gölleri de vardı58. Krallar bunlara el koydu, Roma geri verdi, vergi mültezimleri yeniden aldı; sonunda coğrafyacı Artemidoros Roma’ya bir elçilik götürüp gölleri geri kazandı ve kent onun altın heykelini tapınağa dikti58. Kült denizaşırı da yayıldı: Strabon, Massalia’yı (Marsilya) kuran Phokaialıların yanlarında Aristarkha adlı Efesli bir rahibe ve kült heykelinin bir kopyasını götürdüğünü yazar59.

Rahipler ve kraliyet sığınmacıları

Pausanias, Efesli Artemis’in hizmetindeki bazı görevlilerin bir yıl boyunca arınmış bir hayat sürdüğünü ve Efeslilerin onlara “Essen” dediğini aktarır; bu sözcük “kral arı” ile ilişkilendirilir60. Rahibelere “arılar” dendiği yolundaki popüler anlatımın antik dayanağı ise çok daha zayıftır60.

Kleopatra’nın küçük kız kardeşi IV. Arsinoe, MÖ 46’da Caesar’ın Roma’daki zafer alayında teşhir edildikten sonra Efes’teki Artemis Tapınağı’na sürgün edildi61. Megabyzos unvanlı bir rahip onu kraliçe olarak selamlamıştı; Antonius rahibi Kleopatra’ya teslim etmek üzere çağırttı ve rahip ancak Efeslilerin ricasıyla kurtuldu62. Arsinoe MÖ 41’de Antonius’un emriyle öldürüldü; öldürüldüğü yeri Iosephos Efes, Appianos ise Milet’teki Artemis Leukophryene tapınağı olarak verir63.

Karanlık bir müze salonunda, yüksek başlığı ve sıra sıra oval süsleriyle Efes Artemisi heykeli
Şekil 8 Efes Müzesi’nde Efes Artemisi.

Efesli Artemis kimdi?

Efesli Artemis, Grek mitolojisinin avcı tanrıçasından çok Yakındoğu ve Anadolu tanrıçalarına benzer64. Birçok yazar onu, duvar biçimli tacını paylaştığı Anadolu Ana Tanrıçası Kybele’ye ve İyonyalıların Artemis’le özdeşleştirdiği Grek öncesi bir “Efes Hanımı”na bağlar; tarih öncesinden süregelen bir ana tanrıça kültü fikri ise bu yazarların yorumudur64.

Özgün kült heykeli ahşaptı. Plinius bazı kaynakların abanoz dediğini, heykeli görmüş olan Mucianus’un ise asma ağacı olduğunu, tapınağın yedi kez yeniden yapılmasına rağmen hiç değiştirilmediğini ve korunması için deliklerinden nardin yağıyla beslendiğini aktarır65. Elçilerin İşleri’nde (19:35) kent yazmanı, Efes’i Artemis tapınağının ve “gökten düşen” tasvirin bekçisi olarak anar; Efeslilerin gökten düşmüş bir heykel iddiasına dair tek kanıt budur66.

“Çok göğüslü” tanrıça mı?

Efesli Artemis’in göğsü sıra sıra oval biçimlerle kaplıdır67. Geç antik çağdan beri bunlar göğüs olarak okundu; bu yorumu özellikle Minucius Felix ve Hieronymus gibi Hristiyan polemikçiler yaygınlaştırdı67.

Günümüz araştırmacıları bu okumayı reddediyor ya da kanıtlanmamış sayıyor68. Öne sürülen başka açıklamalar arasında ahşap heykele takılan çıkarılabilir süsler, kurban edilen boğaların testisleri, yumurtalar, 1987–88’de bulunanlara benzer kehribar sarkıtlar ya da yalnızca bir tören kıyafeti var; hiçbiri kesinleşmiş değil68. Bazı kopyalarda tanrıçanın teni eskimiş ahşabı taklit edecek biçimde koyu, “göğüsler” ve giysi ise başka renktedir; bu da onların bir kostümün parçası olduğunu düşündürüyor69.

Efes sikkelerinde tanrıça sur biçimli bir taç ya da yüksek bir polos takar; yanında geyik ve arı gibi simgeler bulunur70. MS 2. yüzyılda Apuleius’un Dönüşümler’inde Lucius, Göklerin Kraliçesi’ne yakarırken ona Efes’te tapınılan Phoibos’un kız kardeşi diye seslenir; romanın tanrıçası sonunda kendini İsis olarak tanıtır. İsis ve Serapis’e Efes’te gerçekten tapınıldığı da iyi belgelenmiştir71.

Prytaneion’da gömülü bulunan heykeller

Selçuk’taki Efes Müzesinde görülen Artemis heykelleri, kült heykelinin Roma dönemi mermer kopyalarıdır72. Franz Miltner yönetimindeki Avusturya ekibi 1956’da bunları kentin Prytaneion’unda buldu: “Büyük Artemis”, “Güzel Artemis” ve daha küçük bir üçüncüsü73. Heykellerin kültün asıl tasviri ya da yangından kurtarılmış özgün heykel olduğu yolundaki anlatımlar yanlıştır72.

Büyük Artemis yaklaşık 3 metre boyundadır ve MS 1. yüzyıla tarihlenir. Başlığında kat kat tapınak cepheleri, eteğindeki panolarda aslanlar, boğalar ve grifonlar görülür; ayrı yapılıp takılmış elleri kayıptır74. Güzel Artemis MS 2. yüzyıla tarihlenir, olağanüstü iyi korunmuştur ve iki yanında birer geyik bulunur75.

Efesli Artemis heykelinin taçlı başı ve iki yanındaki kanatlı hayvan figürleri
Şekil 9 Efesli Artemis heykelinin taçlı başı ve iki yanındaki kanatlı hayvan figürleri.

Şenlikler ve Salutaris alayı

Artemis şenliği yurttaşların yanı sıra kalabalık yabancı ziyaretçileri de çekiyordu76. Efesli Ksenophon’un romanı bu şenliğin alayıyla açılır76. Romanda kızların başında on dört yaşındaki Anthia yürür; yazar, orada gençlerin eş aramasının âdet olduğunu söyler76. MS 162 tarihli bir Roma fermanı, Artemisia şenliğini Mart–Nisan’a denk gelen Artemision ayının tamamına yaydı77.

MS 104 dolaylarında Romalı Gaius Vibius Salutaris, Artemision’dan tiyatroya taşınmak üzere, aralarında iki geyikli bir Artemis de bulunan altın ve gümüş tasvirler bağışladı. Alay kente Magnesia Kapısı’ndan girer, orada efebeler ona katılır ve Koressos Kapısı’ndan çıkarak kentin çevresini dolaşırdı78. Bu uzun yazıt Büyük Tiyatro’nun güney girişinin duvarında bulundu78. Antik kentin ızgara planına uymayan Kuretler Caddesi’nin eğrisi de caddenin çok eski olmasına ve Artemis alaylarının güzergâhı olmasına bağlanır79.

Ziyaretçiler, iki yanında sütun sıraları bulunan geniş mermer caddede yürüyor
Şekil 10 Antik limana uzanan, sonraki dönemlerde anıtsal biçimini alan Liman Caddesi.

Gümüşçüler ayaklanması

Elçilerin İşleri’nde (19:23–41) Demetrios adlı gümüşçü, Artemis’in gümüş tapınak maketlerini yapan zanaatkârları Pavlus’un vaazına karşı kışkırtır; hem geçimlerinden hem de tanrıçanın itibarından endişelenmektedirler80. Tiyatroda iki saat süren gösteriyi kent yazmanı yatıştırır81.

Anlatımın bazı ayrıntıları Efes’e gerçekten uyar: tiyatronun halk meclisi olarak kullanılması, kent yazmanının gücü ve bir gümüşçüler loncasını belgeleyen yazıt81. Ancak anlatılan türden gümüş tapınak maketleri hiç bulunmamıştır81. Olayın geçtiği yer, kalıntıları bugün görülebilen Büyük Tiyatro olarak kabul edilir82; Pavlus’un kentte geçen yılları ise Efes’in inanç tarihi içinde yer alır.

Büyük Tiyatro’nun oturma sıraları ve orkestrası; ileride Liman Caddesi ve ova
Şekil 11 Büyük Tiyatro’nun oturma sıraları ve orkestrası; ileride Liman Caddesi ve ova. Arşiv fotoğrafı (2013).

Tapınak nasıl yok oldu?

Tek bir yıkım anı yok; tapınak birkaç yüzyıl içinde yavaş yavaş sökülüp gömüldü83. MS 260’lı yıllarda Gotlar Asia eyaletine akın edip tapınağı yaktı; antik kaynak yıl vermez, modern kitaplarda ise 262/263 ya da 267/268 geçer84. Tapınak eski hâline hiç kavuşamadı. Naos muhtemelen Diocletianus döneminde, yıkıntılardan alınan malzemeyle kısmen onarıldı ve 4. yüzyıl boyunca kullanımda kaldı; ardından kalıntılar kentin taş ocağına dönüştü83.

Tapınak yaklaşık 400 yılına gelindiğinde terk edilmişti85. Mermeri söküldü ve büyük bir kısmı Ayasuluk’taki Aziz Yuhanna Bazilikası’na, daha sonra da İsa Bey Camii’ne gitti85. Aziz Yuhanna Bazilikası’ndan Arkaik tapınağa ait kabartma parçaları çıkarılmıştır86.

Tapınağın Hristiyanlar tarafından belirli bir tarihte yıkıldığı iddiası iyi desteklenmez83. İskenderiyeli Kyrillos tapınağı yerle bir etmeyi İoannes Khrysostomos’a mal etmiştir; ama bunu gösteren kanıt çok azdır87.

Artemision’un kuru zemininde üst üste konmuş sütun parçaları ve ayaktaki tek sütun
Şekil 12 Artemision’da günümüze ulaşan sütun parçaları.

Wood’un arayışı ve yeniden keşif

Tapınak yüzyıllarca gözden kaybolmuştu89. Onu bulan, İzmir–Aydın demiryolunun istasyon binalarında çalışan İngiliz mimar John Turtle Wood’dur (1821–1890)90. Wood 1863’te bu işi bırakıp British Museum’dan aldığı izin ve küçük bir ödenekle tapınağı aramaya koyuldu; karşılığında buluntuların hakkı müzeye ait olacaktı90. Arayış sırasında Bouleuterion’u, sözde Luka’nın Mezarı’nı ve Büyük Tiyatro’yu da kısmen açtı91.

İpucu tiyatrodan geldi. Wood Şubat 1866’da, Artemision’dan alınan heykelciklerin Magnesia Kapısı’ndan geçirilerek taşındığını anlatan Salutaris yazıtını buldu92. O kapıdan çıkan bir yolun tapınağa gideceğini düşündü, 1867’de yolu buldu ve izledi92. 31 Aralık 1869’da, yaklaşık 6 metre derinde tapınağın kalıntılarına ulaştı9.

Wood 1874’e kadar kazdı. O yıl British Museum’un müdürü Charles Newton daha fazla buluntu çıkmayacağına karar verince destek kesildi93. Wood’un Discoveries at Ephesus adlı kitabı 1877’de yayımlandı93.

Viyana Üniversitesinden Otto Benndorf Efes kazısını 1893’te önerdi ve Avusturya kazıları 1895’te başladı94. Avusturyalılar 1895’te kısa bir süre Artemision’da da çalıştı95. David George Hogarth’ın British Museum için 1904–05’te yaptığı kazı, yukarıda anlatılan erken sikkeleri verdi34.

Bugün alanda ve müzelerde

Alanda bugün tek bir sütun duruyor. Sütun, yerinde bulunan farklı parçalardan bir araya getirilmiştir; tamburlarının hepsi aynı özgün sütuna ait değildir4. Artemis Tapınağı alanı, Bakanlığın giriş ücreti ve ziyaret saati listelerinde yer almıyor96.

Buluntular üç ülkeye dağılmış durumda. Eski kazılardan çıkanlar British Museum, İstanbul Arkeoloji Müzeleri ve Viyana’daki Efes Müzesi arasında paylaşılmıştır97. Yeni kazıların buluntuları ile Roma dönemi Artemis heykelleri Selçuk’taki Efes Müzesindedir97. Geç tapınağın kabartmalı sütun tamburları, Wood’un kazılarından British Museum’a gitmiştir98. Bakanlığın listelediği müze bölümleri arasında “Artemision buluntuları” ile “Artemis ve imparatorluk kültü” de bulunuyor99.

Tapınak kentten kopuk değildi: Kuretler Caddesi’ndeki Hadrian Tapınağı bile adağında Efesli Artemis’i anar100. Tapınağın eteğindeki Ayasuluk Tepesi, İsa Bey Camii ve Selçuk’taki müze, Efes’in çevresindeki öteki yerlerle birlikte gezilebilir. Kentin Neolitik çağdan Orta Çağ’a uzanan bütün dönemleri Efes tarihi sayfasında ele alınır.

Efes Artemisi heykelinin yuvarlak süslerle kaplı üst gövdesi
Şekil 13 Efes Artemisi heykelinden bir ayrıntı.
Kaynaklar (93)

Her kaynak bir kez listelenir. Numaralar, kaynağın kullanıldığı bilgilere döner; tarihler kaynağın ne zaman kontrol edildiğini gösterir.